Dil Seçin

Turkish

Down Icon

Ülke Seçin

Turkey

Down Icon

Yeni sular

Yeni sular

Yıl 1977. Cem Karaca ve Dervişan, Can Yücel’in şiirinden besteledikleri İşçi Marşı ile iklimin değiştiğini gümbür gümbür ilan ediyorlardı. İklimdeki değişimlerin devrimleri tetikledikleri biliniyor; hava dönmüştü ve çok uzun zamandan beri işçiden esiyordu yel. Sonrası malum. 80 darbesi, havanın yönünü değiştirmek için iklime yapılmış bir darbeydi. Ve ardından egemenlerden yana esmeye başladı yel. Bir zamanların dünyayı değiştirmeye talip kudretli proletaryası giderek dağılıp küçük parçalara ayrıldı ve günümüzde bu parçaların her birine preker, hepsine birden prekarya deniliyor.

Prekarite ise neoliberal kapitalizmde istihdam olanakları hiçbir şekilde güvence altında olmayan çok büyük bir emekçi kalabalığının durumunu tarif etmek için kullanılıyor. Üretimden gelen gücünü kullanan ve sadece kendi haklarını talep etmekle kalmayıp herkes için yaşanası bir dünyayı yaratmaya kalkışan işçi sınıfından bugün geriye sadece ismi kaldı ve bir de ismini kullanan temsilcileri.

İsim hakkı, bir kişi ya da kuruluşun bir isim üzerinde yasal hak sahibi olması anlamına gelmektedir ve eskiden isim hakkı almak isteyen, ilgili kuruma başvururdu, şimdi merkez tarafından atanıyor. Ve merkezin atadığı temsilciler, temsil ettikleri grubun varlığından bile habersiz onlar adına konuşabiliyor. Mevcut olmayan bir işçi sınıfını temsil eden atanmış bir temsilci ücret artışları için merkezle pazarlığa oturduğunda güçsüz ve güvencesiz bir preker gibi davranıyor. İçine adeta Dostoyevski’nin kahramanı kaçmış: “Yüce efendimiz, acıyın bize, bir babalık yapın, ömrünüzün sonuna kadar duacınız oluruz.” (Ölü Bir Evden Hatıralar, İletişim).

∗∗∗

Sanat eleştirmeni Hal Foster, “Bundan böyle proletarya yerine prekarya desek ne kaybederiz?” diye soruyor (Yeni Kötü Günler, KÜY). Gücümüzü kaybettik, daha ne olsun? Gücümüzü yitirince birilerinin himayesini arar olduk. İşçi sınıfının yerine göz diken prekaryanın doğasında “duacınız olurum” yalvarışı vardır, yakarmak prekarya kavramına dâhil. İngilizce ‘precarious’ sözcüğü, Latincede başkasının lütfuna bağlı olan, dolayısıyla belirsiz, güvencesiz anlamındaki precarius’tan gelir, kökü de dua etmek anlamındaki “precem”dir (Oxford Sözlüğü).

Prekerlerin birbirlerine dayanışma ağlarıyla bağlanmaları engellenmiştir, örgütlenme görüldüğü yerde ezilir. O yüzden çoğu, üretimden gelen güçlerini kullanamaz ya da bu gücün farkında değildir. Prekarya işinin, ona ait olan her şeyin, hatta hayatının bile himayesine girdiği hamisi tarafından bahşedildiği duygusu içindedir. Temsilcisi de zaten bahşettikleri için yüceler yücesi hamisine şükranlarını sunmaktadır. İşçi sınıfının temsilcisi prekaryanın temsilcisi gibi değildi. Temsilci, soluğunu ensesinde hissettiği proletarya denilen canavar adına konuşmaktaydı. Prekaryanın temsilcisi ise bir dublaj sanatçısıdır; güçsüz ve güvencesiz prekerleri seslendiriyor.

∗∗∗

Toplumsal mücadeleler tarihi, dayanışma ağlarının ilmek ilmek örülme tarihidir. İktidarların sömürüsüne, baskısına, istismarına, dışlamasına karşı sınıfsal, cinsel, etnik mücadelelerle ördüğümüz ağları terk ettik. Calvino’nun Görünmez Kentler’indeki Ersilia kentinin sakinleri gibi, şimdi oturduğumuz yerden terk ettiğimiz Ersilia’ya, ağ karmaşasına bakıp bir hiç olduğumuzu anlıyoruz. Görünmez ağlar hâlâ orada, fakat biz var olmak için çabaladıkça dayanışma ağları yerine durmadan kapitalizmin kurduğu dalyanlara yakalanıyoruz. Sudan çıkmış balıklar gibiyiz, yalnız ve şaşkın. Balık tezgâhlarında sergilenen balıklardan farksız.

Kimimizin sırtında zıpkın yarası: “İri gözlerimde keder kılıcımda hüzün / Satın beni / Satın beni / Rakı için” (Halim Şefik, Kılıç Balığının Öyküsü). Kimimiz rakı şişesindeki balık, kimimiz bir masada rakının yanında servis edilen lezzetli bir balık. Birbirimizi çoğaltmak yerine birbirimizi tüketiyoruz; sevinç yerine keder üretiyoruz.

Hava döndü. Ve “Bizi yeni sulara götürecek akıntı durdu / …Sürünün içinde ben de vardım / …Beni böyle koşturan yaşama sevinci” (Halim Şefik). Kafamız çok güzeldi ve bedenlerimiz de bir o kadar kudretli; sokaklar boyunca koşturuyorduk. Ah, şu dalyanlar, zıpkınlar olmasa! Sokaklar yeni sulara açılıyor. Hâlâ var olduğumuza göre demek ki yaşama sevincimiz bir yerlerde saklı duruyor. Akıntı olmak, dalyanları aşmak işten bile değil.

BirGün

BirGün

Benzer Haberler

Tüm Haberler
Animated ArrowAnimated ArrowAnimated Arrow